Home » GÜNDEM » Tutuklu gazeteciler Vatan’ın karalamalarına yanıt veriyor

Tutuklu gazeteciler Vatan’ın karalamalarına yanıt veriyor

KCK operasyonları çerçevesinde tutuklanan gazeteciler Vatan gazetesinin muhabirleri Çağdaş Ulus için yazdıkları sözde destek olma yazısını protesto ediyorlar. Hatırlanacağı gibi Vatan gazetesinde çıkan “Vatan Gazetesi Çalışanları” imzasıyla çıkan yazıda Çağdaş Ulus’un diğer muhabirler gibi “terörist değil gazeteci” olduğu, emniyette 43 sayfa ifade verdiği, kendisine sorulan tüm soruları “içtenlikle yanıtladığı”, kız arkadaşları ve askerdeki komutanı ile yaptığı özel görüşmelere ilişkin sorulara bile yanıt verdiği, açlık grevine gitmeyerek “toplu hareket”ten uzak durduğu, (ama tabii bütün bunlara rağmen tutuklanarak gönderildiği!) Kandıra Cezaevi’nde cezaevi yönetimine diğer tutuklularla birlikte aynı çatı altında kalmak istemediğini belirten bir dilekçe verdiği, KCK tutuklusu gazetecilere toplu olarak gönderilen yılbaşı tebrik kartlarını kabul etmediği ve örgüt bağlantılı kişilerden gelen hiçbir mektup vb.ni bana ulaştırmayın diye cezaevi yönetiminden ricada bulunduğu yer alıyor!

Vatan gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus’un kendisini KCK operasyonlarından “sıyıramaması”nın da getirdiği bu panik haliyle aldığı tutum Vatan gazetesi çalışanları tarafından da destekleniyor. Vatan gazetesi, daha önce Devrimci Karargah militanı Orhan Yılmazkaya’nın Bostancı’da saatler süren bir çatışmanın ardından katledilmesiyle bağlantılı olarak gözaltına alınıp 10 ay tutuklu kalan gazetenin internet editörü Aylin Duruoğlu’ya “sahip çıkma” tarzından çok daha geri ve iğrenç bir yöntemle, halkın haber alma hakkı için mücadele ettikleri için tutuklanan gazetecileri devlet ağzıyla suçluyorlar. Tam da burjuva ana akım medya’ya uygun bir tutum!

Ancak demokratik basın emekçileri, bu tutumun altında kalmıyor ve ardı ardına yanıtlarıyla Vatan gazetesini protesto ederek onun burjuva halk düşmanı yüzünü ve devlet ağzını sergilemeye devam ediyorlar. Daha önce Birgün gazetesinde yayınlanan “Zeynep” başlıkı yazı muhabirine ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmanın doğru örneğini sergilerken, DİHA Ankara temsilcisi Kenan Kırkaya da Vatan gazetesine bir mektup gönderdi. ANF’de yer alan mektubu aynen yayınlıyoruz:

“Vatan Gazetesi’nin bizimle birlikte gözaltına alınıp tutuklanan muhabiri Çağdaş Ulus arkadaşımıza yönelik yaptığı destek açıklamasının bir bölümünü Birgün Gazetesi’nden okudum. Öncelikle gazetenin kendi muhabirine verdiği haklı desteği kutluyorum. Zira Çağdaş içerideki bütün gazeteciler gibi desteği hak etmektedir. Yine gazetenin açıklamasında dikkat çektiği gibi o da içerideki bütün meslektaşlarımız gibi haksız yere tutuklanmıştır. Hakkındaki iddialar aslısızdır.

“GAZETENİN AMACI ÇAĞDAŞ’I SAVUNMAK MI? BİZLERİ SUÇLAMAK MI?

Ne var ki gazete açıklamasında muhabirine sahip çıkmak adına bizleri suçlamış ve peşinen bizleri ‘Terörizm’den mahkum etmiştir. Tıpkı savcı ve polisin Çağdaş hakkında vardığı hükme, Vatan Gazetesi hem de bu haksızlık karşısında Çağdaş’ı savunmak adına bizim için varmıştır. Gazete bir an için kendi muhabirinin uğradığı haksızlığa bizlerin de uğramış olabileceği ihtimalini bile düşünmemiştir. O yüzden insan merak ediyor; acaba Vatan Gazetesi’nin amacı muhabirini savunmak mıdır yoksa bizleri suçlamak mıdır? Belli ki gazete Çağdaş’ı savunmaktan ziyade bizleri peşinen suçlu ilan etme derdine düşmüştür.

‘GAZETECİLİK ETTİĞİ HİÇE SAYILDI’

Evrensel hukuk normlarıymış, masumiyet karinesiymiş, meslek dayanışmasıymış bunların hepsini bir kenara bırakan Vatan Gazetesi de savcı ve polis gibi bizleri suçlama içerisine girmiştir. Hatta birçok noktada onların bile ruhuna rahmet okutmuştur. Örneğin, yasanın her insana tanıdığı ‘Kollukta susma hakkını’ kullanmamızı bize yönelik suçlamanın dayanağı yapmıştır. Suçlamasını örgütlü toplum düşmanlığına kadar vardırarak gazetecilerin ortaklaşmasını ihbar etmiştir. Gazete Çağdaş’ın bizim gibi gazetecilik mesleğinin ‘Zencilerinden’ olmadığını anlatmak için; ne ilke, ne hukuk ne de gazetecilik ahlakı tanımamıştır. Hepsini ayaklar altına alarak rezil bir duruma düşmekten geri durmamıştır. Şimdi insan düşünüyor; meslektaşlarını herkesten önce mahkum eden bir basın etiğine (Ne kadar etik olduğu ortadadır) sahip bir ülkede insanları ‘Bilimsel terörizm’ ile suçlayan bir İçişleri Bakanı’nın olması kadar doğal ne olabilir ki? Böyle ülkeye böyle İçişleri Bakanı az bile.

‘DIŞARIDAKİ BAZI KESİMLER GAZETECİLİĞİ MUHBİRLİK OLARAK ANLADI’

Bu duruma bakınca insan yaşanan mesleki sefaletten utanıyor. Buradan bir itirafta bulunmak istiyorum. Hükümet ve iktidar güçleri zaferlerini ilan edebilirler. Yürüttükleri operasyonlar amacına ulaşmıştır. Toplumun bir kesimi içeri alınarak, dışarıda kalan kesimine gözdağı verme amacı gerçekleşmiştir. Vatan Gazetesi’nin açıklamasından anlıyoruz ki, bu operasyonlar içerideki bizleri değil ama dışarıdaki bazı kesimleri esir almıştır. Bu kesimler sadece teslim alınmamış aynı zamanda kendi mesleklerini ve meslektaşlarını ihbar etme noktasına varmıştır. Gazeteciliği muhbirlik olarak algılamaya başlamıştır. Operasyon sahipleri eserinizle gurur duyabilirsiniz. Çağdaş Ulus’a en büyük kötülüğü gazetesi yapmıştır. Çağdaş’ın mağduriyetine neden olan suçlamayı meslektaşlarına yönelterek içerideki tüm gazetecileri suçlu ilan etmiştir. Gazetesinin yarattığı mağduriyetten dolayı Çağdaş arkadaşımıza geçmiş olsun diyorum.

Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi Kenan Kırkaya”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*