Home » GÜNÜN İÇİNDEN » TÜSİAD’ın taşeronunun, taşeronlaştırma saldırısı

TÜSİAD’ın taşeronunun, taşeronlaştırma saldırısı

CHP’nin önceki genel başkanı Deniz Baykal, başını Tüsiad’ın çektiği bir sermaye operasyonuyla devrildi. Yerine “hırçın olmayan” imajı ve Baykal’ın hiç ağzına almadığı “iş, aş” söylemiyle Kemal Kılıçdaroğlu getirildi.

CHP’deki bu değişiklik basitçe bir vitrin değişikliği değil. Türkiye burjuva devletindeki bütünsel ve zincirleme neoliberal dönüşüm sürecinin halkalarından biri. Sermayenin ayakbağı haline gelen faşist rejiminin çözülmesi hız kazandı. Yerini burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki egemenliğinin daha sinsi bir biçimi olan neoliberal burjuva demokrasisi alıyor. CHP de, Baykal operasyonuyla birlikte, artık burjuva siyaset ve egemenliğin yeni düzlemi olan neoliberal dönüşüm sürecine sokulmuş oldu. CHP’nin yeni liberal söylemi olan “sosyal piyasa ekonomisi”, “yurttaş hakları” bunun göstergesi.

CHP’deki değişim, ikinci olarak, farklı burjuva kesimlerin birbirine yakınlaşmasının ve işçi sınıfı ve emekçilere karşı tek bir neoliberal saldırı programında buluşmalarının bir ifadesi. Burjuva kesimlerin, hükümet, ordu, yargı, polis vb üzerinden birbirine karşı yürüttüğü güç çatışmaları, darbe girişimleri, operasyon ve provokasyonlar, ikide bir birbirlerinin kirli çamaşırlarını ortaya dökmeleri, tümünü birden kitlelerin gözünde yıpratıyordu. Bu değişimle, burjuvazi içi çelişki ve kutuplaşmalar burjuvazi için her zaman tehlike içeren sokaklardan parlamenter siyaset içine doğru çekiliyor.

Böylece burjuvazinin işçi sınıfı ve emekçiler üzerindeki başlıca baskı aygıtları olan ordu, polis, yargı vb’nin biraz geri plana çekilerek, kitlelerde bunların “siyasal kurumlar” olmadığı, “baskı ve ezme kurumları” olmadığı yanılsaması yaratılmakta. Aynı şekilde, halkın oylarıyla belirlendiği yanılsaması yaratılan temsili parlamenter siyasetin alanı biraz genişletilerek, kitleler üzerindeki çekim gücü artırılmak ve burjuva egemenliğinin daralan toplumsal tabanı genişletilmek isteniyor.

Üçüncüsü, CHP önceki biçimiyle geniş işçi emekçi kitleler için bir çekim merkezi de olamıyordu. Bu da AKP’den hoşnutsuzluğu artan kitlelerin düzen dışı ve düzen karşıtı kanallara akma riskini, burjuvazi açısından büyütüyordu! TEKEL direnişi, işçi sınıfının artan kıpırtıları, burjuvaziyi yeni tamponlar yaratmaya zorluyor. CHP de, Kılıçdaroğlu ile birlikte bu kez ortaya “sosyal piyasa ekonomisi”, “yurttaş hakları” söylemiyle çıkıyor. Burjuva medya, Kılıçdaroğlu’nu “dürüst, sade, halktan” diye kitlelere umut olarak pazarlamaya girişiyor.

İşçi sınıfının, sınıf bilinçli işçilerin CHP’den bekleyecekleri hiçbir şey yok! “Sosyal piyasa ekonomisi”, işçi sınıfına neoliberal saldırganlığın şeker kağıdına sarılarak sürdürülmesidir. “Yurttaş hakları”, işçi sınıfının kolektif mücadele kazanım ve haklarının inkarı, yerine parası olanın bireysel olarak satın alabileceği “hakların” geçirilmesidir. CHP’de değişmeyen onun işçi sınıfı ve Kürt düşmanı bir burjuva partisi olmasıdır.

İşçi sınıfının, kendi bağımsız mücadele programına ve fiili mücadele demokrasisine dayanmaktan başka çıkışı yok. “Yurttaş hakları” değil, işçi sınıfının kolektif mücadele hakları! “Sosyal piyasa ekonomisi” değil, sermaye egemenliğinin kökten yıkılmasıyla sosyalist ekonomi! Neoliberal burjuva demokrasisine karşı sosyalist işçi demokrasisi!

Taşeronluğa karşı mücadele
CHPli İstanbul Kadıköy Belediyesi’nde, Genel-İş Sendikası’nda örgütlü 470 işçi, 19 Temmuz’da, grev pankartını belediyeye astı. “İnsanca yaşamaya yetecek ücret ve zamanında ödeme istiyoruz!” pankartını taşıyarak; “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”, “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız!” sloganlarıyla yaptıkları yürüyüş sonunda.

CHP’nin Kadıköy Belediyesi, kadrolu işçileri çok yönlü saldırılarla tasfiye etmeye çalışırken; taşeronlaştırmayı da alabildiğine geliştiriyor. Yemek, ulaşım parasını kesti. Kadrolu işçilere 12 liraya yemek yediriyor; yemeyenin ücretinden kesiyor. İşçileri memurların servislerine tıkıştırıyor. Kadrolu temizlik işçilerini, belediyenin tuvaletine bile almıyorlar! TİS’te, sıfır zam dayatıyor! İşçiler, grev öncesi, CHP Genel Merkezi’ne, İl Başkanlığı’na yazı yazarak; sorunlarını anlattılar; ipleyen olmadı!

Greve hazırlanan işçiler, belediyedeki taşeronlaştırma üzerinde duruyorlardı. Kendileri için, taşeron çalıştıran partilerin birbirlerinden farklı olmadığını vurguluyorlardı. CHP’nin Kadıköy Belediyesi’nin her yanını taşeronlar kaplamış halde; temizlik, şoförler, veteriner, fen işleri, park bahçe vb. Taşeron işçilerin aldıkları ücret, taş çatlasa 800 lira: “Beğenmiyorsanız, dışarda bu işi sizden çok daha ucuza yapacak tonla adam var!”

CHP’nin Buca Belediyesi’nde de, işçilerin temel sorunlarından biri, taşeronlaştırmaydı:
Evimizi geçindirmek için çöp toplamadığımız zamanlarda ya hamallık yapıyoruz ya inşaatlarda çalışıyoruz ya da seyyar satıcılık yapıyoruz.”
Bizden oy isterken belediyede taşeron çalışmaya son vereceğim diyen Ercan Tatı, taşeron çalışmayı kaldırmadığı gibi üç kuruş maaşımızı bile vermiyor!”

İş cinayetleri, kitlesel işten atmalar ve taşeronlaştırma ile öne çıkan Buca Belediyesi’nde, Genel-İş, 7 Temmuz’da, TİS imzalamıştı.

O gün, TİS haberini verirken yazdıklarımızı; aynen, buraya da aktarıyoruz: Kadrolu, örgütlü, TİS’li belediye işçileri; mücadeleleriyle bir TİS’i daha sonuçlandırdılar. Fakat, bu TİS’te elde ettiklerini dahi; TİS hakkını dahi korumalarının; işlerini dahi korumalarının, olanak ve sınırlarının farkına varmalılar. Varolan durumlarını korumanın, farklı belediyelerdeki belediye işçileriyle, farklı sendikalarda örgütlü belediye işçileriyle, belediyeleri ve kadrolu işçileri kuşatan, taşeron işçi okyanusuyla, ölümüne girdikleri kapitalist rekabetle mümkün olmadığını, öğreniyorlar. Tam tersine, rekabeti, dışlamayı, dışlanmayı, yalıtmayı, yalıtılmayı sürdürdükçe; kendilerini de taşeronlaştırdıklarını, işsizleştirdiklerini, iş cinayetleştirdiklerini, öğreniyorlar. Kendilerini de boğmaya gelen taşeronlaştırma dalgasına karşı, iş cinayetleri ve intiharlar dalgasına karşı, taşeron işçilerle, ortak talepler oluşturup, ortak örgütlenip mücadele etmeye bağlı olduğunu, öğrenecekler, öğrenmekteler…

Genel-İş Sendikası’nda örgütlü, Kadıköy Belediye işçileri de; sorunlarını anlatıp, muhatap bile alınmamalarına karşın; hala Kılıçdaroğlu’ndan medet ummaktalar. Kılıçdaroğlu’nun sahne alırken salladığı; taşeronluğu kaldıracağım sözünü tutmasının beklentisi içindeler. Oysa, aynı sözü, CHP Buca Belediye Başkanı da seçim sırasında vermiş; ve belediye işçilerinin tüm oylarını almıştı!…

Taşeronlaştırma; sermayenin, işçi sınıfını yıkıma uğratma silahıdır. Ücretlerini asgarileştirme, örgütsüzleştirme, güvencesizleştirme; birbirleriyle rekabet içinde boğma, iş cinayetleriyle kitleler halinde öldürme, silahıdır. Taşeronluk tartışması; her ikisi de silme taşeroncu olan, AKP ile CHP arasında, işçilerin oylarının taban fiyatıdır. Taşeronluğu, referandum ve seçim sonrasında; kadrolu işçilerin geri kalanlarını da silip süpürecek dev bir tusunami dalgasına dönüştürmek üzere…

Medet ummak değil; AKP, CHP vb., sermaye partilerine karşı mücadele; taşeronluğa karşı mücadeledir.
Taşeronlaştırmanın planlayıcısı, TÜSİAD’dır. TÜSİAD’ı hedefe çakmadan, taşeronlaştırmaya karşı mücadele edilemez. Taşeronlaştırmanın örgütleyicisi, uygulayıcısı ve koruyucusu, devlettir. Bakanlıklardan, üst kurullardan, militan eylemlerle hesap sorulmadan; taşeronlaştırmaya karşı mücadele edilemez.

Ve maalesef; belediyedeki taşeronların birçoğu, eski belediye işçileridir!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*