Home » GÜNÜN İÇİNDEN » Metin Çulhaoğlu’nun “yeni demokrasi” faraziyesi ile bir tartışma

Metin Çulhaoğlu’nun “yeni demokrasi” faraziyesi ile bir tartışma

ABD’de de ırkçı-faşist çetelerin Trump’ın yönlendirmesiyle yaptığı Kongre baskının yankılarıyla birlikte, “ne olacak bu burjuva demokrasisinin hali” tartışmaları da sürüyor.

Bu konuda “ilginç” ama pek de yeni sayılmayacak bir yaklaşım Metin Çulhaoğlu’dan geldi.

Çulhaoğlu, “Trump’ın gitmesi ve düşündürdükleri” başlıklı yazısının son paragrafında, açmadan ve temellendirmeden şunları öneriyor:

“Yapılabilecek olan ve bizce yapılması gereken, “seçimler” ve “temsili mekanizmalar/organlar” korunmak üzere bildiğimiz demokrasiyi yeniden ve burjuva demokrasisinin katması mümkün olmayan eklerle birlikte yeniden tanımlamak, geleceğin sosyalist demokrasisinde yer alacak belirleyici özelliklerin en azından bir kısmını bugün savunmak, önermek ve hayata geçmesi için çalışmaktır.” (İleri Haber, 9 Ocak 2021)

Çulhaoğlu’nun bir sonraki yazısında da bu yaklaşımıyla ilişkilendirilebilecek şöyle bir paragraf var:

“Solun, olması gerektiği halde, demokrasi konusunda seçimlerin, temsili-parlamenter demokrasinin, “darbe karşıtlığının” ve şimdilerde “güçlendirilmiş parlamenter sistemin” ötesinde söylediği şey hemen hemen yok gibidir. Oysa günümüz dünyası, demokrasi kavramının özellikle katılım ögesiyle birlikte ve emek süreçlerini de içerecek biçimde ele alınması açısından sola ciddi imkanlar sunmaktadır.” (“Boynuzlu, postlu, dövmeli adam”. İleri Haber, 12 Ocak 2021)

Bu yaklaşımlara uzaktan yakından katılmadığımızı ve yanlış bulduğumuzu kuvvetle vurgulayalım.

En başta, genel geçer sol’un değil ama, Marx ve Lenin’den itibaren komünist devrimcilerin demokrasi konusunda en derin ve ufuk açıcı tarihsel bilimsel yaklaşımı ortaya koyduğunu, burjuva (parlamenterist vb) demokrasisine karşı ancak sömürücü sınıf iktidar aygıtlarının ve mülkiyet tarzının yıkılmasıyla geçilebilecek sosyalist devrimci işçi (işçi ve yoksul emekçi) konseyleri demokrasisi anlayışını belirlediklerini, bunu bugün Türkiye’de de savunan ve kapitalizmin bugünkü gelişme ve çürüme düzleminin içindeki uzlaşmaz çelişkilerin tarihsel gelişme perspektifinden geliştirmeye çalışan komünist devrimcilerin olduğunu belirtelim.

İkincisi, sosyalist devrimci işçi konseyleri demokrasisinin burjuva demokrasisinin tüm biçimleriyle (parlamenterist, plebisitist, federalist vd) uzlaşmaz karşıt olduğunu belirtelim. Bu, toplumsal üretken ve yaratıcı güç, yeti, ihtiyaçlar ile kapitalist üretim ve egemenlik ilişkileri arasındaki giderek uzlaşmazlaşan bağdaşmazlıktan, ve bununla içsel bağı içinde emek-sermaye, proletarya-burjuvazi uzlaşmaz karşıtlığından doğan bilimsel bir yaklaşımdır.

Burjuva temsili demokrasisi (ve diğer burjuva iktidar organları) ile işçi konseyleri demokrasisinin eş zamanlı olarak var olabileceği tek durum, devrimci kriz ve devrimci işçi-kitle ayaklanması koşullarındaki “ikili iktidar” durumudur. Ancak bu durum dahi sürgit olamaz, çünkü işçi iktidarı ve demokrasisi organları ile burjuva iktidar organları (burjuva temsili organlar dahil) birbiriye bağdaşmaz. Geçici “ikili iktidar” durumu, birinin diğerini yıkması ve çözmesi ile çok geçmeden son bulur.

Sosyalist devrimci işçi konseyleri demokrasisi ile burjuva demokrasisinin tüm biçimleri arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı örten, birinden aldığı bazı formları diğerine ekleyerek yapılmaya çalışan her türlü “sentez” yaklaşımı, fuzuli ve nafile küçük burjuva eklektizm ve ütopizmi olmanın ötesine geçmez.

Kapitalizmin derinleşen ve uzlaşmaz çelişkilerini açığa çıkaran kriziyle birlikte burjuva demokrasisi de (halen var göründüğü kapitalist ülkeler dahil) derin bir kriz, çürüme ve çözülme sürecinde. Çürüyen ve kalıntılaşan burjuva demokrasisini (hem de sosyalist demokrasiden) yapılacak “ekler”le (ya da “yamalarla” veya “aşılarla”) ayakta tutmak ve takviye etmek, işçi sınıfı devrimcilerinin “işi” olmadığı gibi, olanaksız ve ütopiktir. Bizim “işimiz” kapitalizm ve kapitalist demokrasiyi “düzeltmek”, daha doğrusu “düzeltilebileceğinin”, “sosyalist demokrasinin kimi öğeleriyle desteklenerek düzeltilebileceğinin” fuzuli ve nafile hayallerini yaymak değil, onları yıkmaktır.

Yalnızca faşizmi değil burjuva temsili demokrasisi dahil tüm kapitalist kurum ve ilişkileri yıkmaktan bahsediyoruz. Marksist, Marksist-Leninist, komünist, işçi sınıfı devrimcisi olmanın “devlet ve demokrasi sorunu”ndaki en temel kriterlerinden biri budur. Faşizm, dinci gericilik vd gitsin ama, burjuva seçimler ve temsili organ/mekanizmaları muhafaza ederek ve (sosyalist demokrasiden alıp) yapacağımız eklerle/yamalarla biraz düzeltip genişleterek vaziyeti idare edelim demek, çok belirgin biçimde uzlaşmazları küçük burjuva uzlaştırma çabasıdır.

Bunun bir örneği Laclau ve Mouffe’nin post modernist “radikal demokrasi”sidir. Bir başka örneği Bookchin’in ütopist belediye “komünalizmi”dir. Öcalan’da bu ikisinin daha da eklektik bir “sentez”ini yapmaya çalıştı. HDP ve çeperindeki sol siyasetler tarafından bir dönem, liberal demokrasinin biraz genişletilmiş ve (bazı versiyonlarında) aşağıdan “halk meclisleri” tarafından desteklenen bir versiyonu olarak “çoğulcu, katılımcı, özerkçi, müzakereci demokrasi” anlayışı savunuldu.

Tümünün tarihsel kökeninde, Proudhon’un liberal anarşist veya liberal halkçı sosyalizm ütopizmi vardır.

Çulhaoğlu’nun önermesinin yukarıda saydıklarımızdan biricik farkı, anarko veya post-modern anlayışları bir yana bırakıp yerine “emeğin katılımı”nı ve “burjuva demokrasisine yapılabileceğini” düşündüğü “sosyalist demokrasi ekleri”.

Ama bunlar da bir şeyi değiştirmiyor. Çünkü kapitalizm koşullarındaki sınıf savaşımında, en temel ilkelerden biri olan işçi sınıfının (her türlü sermaye organı ve akımından, ideoloji ve siyasetinden) bağımsız hareketi ilkesini de sulandırıyor. Örneğin işçi sınıfının yükselen grev, işgal, isyan, direniş dalgalarında ortaya çıkabilecek “proleter demokrasi” organlarını, işçi komiteleri, işçi meclisleri, işçi konseylerini, bilerek veya bilmeyerek, asla bağdaşmayacakları “burjuva seçimler ve temsili organ/mekanizmalar”ın “eki” ve “genişletilmesi” gibi düşünebiliyor. Bunların işçi sınıfının bağımsız savaşım organları olarak değil de, burjuva “seçimler ve temsili organ/mekanizmalara” “emeğin katılım”ı olarak düşünmek, işçi sınıfının bağımsız savaşım organları olmaktan çıkarmak, en iyi durumda da burjuva demokrasisinin içi boşaltılmış uzantıları haline getirmek ile bir ve aynı şeydir.

İşçi sınıfı bağımsız ve uzlaşmaz karşıt mücadele ekseninden ve ilkesinden ödün vermedikçe, belli koşullarda, kuşkusuz burjuva “seçim ve temsili organ/mekanizmaları” kendi mücadelesi için değerlendirmeye çalışabilir. Ama bunu yaparken bile, bunları “muhafaza etme” gibi derdi olmamalıdır. Faşizmin burjuva demokrasisine saldırması ve yıkmasına karşı kuşkusuz mücadele edilecektir, ama bunun için burjuva temsili mekanizma/organların savunulması gerekmez. (Şöyle bir örnekle açıklamaya çalışalım. ABD emperyalist kapitalizminin diyelim ki İran’a saldırısına kuşkusuz ki karşı çıkarız, ama buna karşı mücadele etmek için İran’daki kapitalist şer’i rejimi savunmamız gerekmez.)

Aslında Çulhaoğlu’nun tüm önermesi şuna çıkıyor: Mali oligarşik kapitalizm koşulları, sömürüsü ve iktidarı altında, hem de mevcut “seçim” ve “temsili mekanizma/organlar” korunarak, ama bunlara “burjuva demokrasisinin katması mümkün olmayan eklerle”, yani burjuva olmayan eklerle, “yeniden tanımlamak”, yani burjuva-olmayan, dahası “geleceğin sosyalist demokrasisinde yer alacak belirleyici özelliklerin en azından bir kısmından” oluşan eklerle “yeniden tanımlamak” mümkündür?? Mali oligarşik kapitalizm koşulları, sömürüsü ve iktidarı altında, mali oligarşik kapitalist olmayan bir demokrasi, “sosyalist demokrasinin belirleyici özelliklerinden yapılacak eklerle” hayata geçirebilir??

Bunun, bir dönemki “kapitalist olmayan yoldan kalkınma” teorisinin, mali oligarşik kapitalizm koşullarında (kapitalist devlet iktidarını yıkmayı bile öngörmeden) burjuva demokratik olmayan yoldan “demokratikleşme” teorisi versiyonu olduğu anlaşılıyor.

Çulhaoğlu, söylediklerini daha fazla açıp temellendirmeye çalışırsa, ki bunun için Marx ve Lenin’in “demokrasi” bağlamındaki bilimsel-eleştirel çalışma ve teorilerinin artık geçerli olmadığını kanıtlaması gerekecek, bizim de bir iki paragrafta özetlediği yaklaşımı üzerinden belirttiğimiz düşüncelerimizi genişletme ve derinleştirme olanağımız olacaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*