Home » GÜNDEM » Adana izleyicisinin gönlü Simurg’da kaldı

Adana izleyicisinin gönlü Simurg’da kaldı

Adana 18. Altın Koza Film Festivali, 24 Eylül günü Adana Merkez Park Anfi Tiyatrosu’nda düzenlenen ödül töreni ile sona erdi.

Festival’de, “Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi” “En İyi Film” ödülü”nü alırken, “En İyi Yönetmen” ödülü ”Eylül” filmiyle Cemil Ağacıkoğlu’nun oldu. ”Yılmaz Güney ödülü” ve “Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) En İyi Film” ödülü ise Özcan Alper’in yönettiği “Gelecek Uzun Sürer” isimli filmin oldu. “Adana İzleyici Jürisi” ödülü de Ruhi Karadağ’ın yönettiği ”Simurg” filmine verildi.

Altın Koza Film Festivali çerçevesinde Simurg için sadece bir salon, hem de en küçük salon verildi. Yılmaz Erdoğan’ın da başrol oynadığı Nuri Bilge Ceylan ‘nın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmi için gala gününde 4 salon birden ayrılmıştı. Nuri Bilge Ceylan bu kez bir festivalden eli boş döndü.

Ayakta alkışlandılar

Film ekibi altı oyuncudan üçü ile birlikte ödül almak için sahneye çıktığında 2 bin kişilik salonda uzun süre ayakta alkışlandı.

1996 ve 2000 yıllarında süresiz açlık grevi ve ölüm orucu direnişçilerinin hayatını konu alan Simurg filmin kahramanlarının kendilerini oynadığı film, Adana izleyicileri tarafından büyük ilgi gördü. 21 Eylül’de galası yapılan filmin gösterildiği salon dolunca izleyicilerin bir kısmı yerde oturarak izledi. Filmin gala konuşması önce 1996 ölüm orucu direnişçisi Delil İldan’nın annesi tarafından Kürtçe yapıldı. 23 Eylül günü yapılan tekrar gösteriminde ise salon yine doluydu. Filmin kamera çekiminde ve konusunda eksikler olmasına rağmen emek boyutu ile takdire değerdi. 30 saniyelik bir kamera görüntüsüne ulaşmak yedi yıla dayanıyor. Filmde süresiz açlık grevi ve ölüm orucu direnişçilerinin cezaevindeki kamera görüntüleri, 19 Aralık katliamında şimdiye kadar su üstüne çıkmamış görüntülerin bulmak için verilen emeği ortaya koyuyor.

Filmde yakın geçmişimizde cezaevlerinde yaşanan eylemler dizisi ele alınırken, olayların içine gerçek zamanda ve gerçek kişilerle birlikte giriliyor. Geçmiş ve bugün arasında bağ kuran film, ayrıca, süresiz açlık grevi ve ölüm oruçları sürecinde yapılan mücadelenin sonuçlarına tanıklık etme fırsatı da veriyor. Yönetmen Ruhi Karadağ, cezaevlerinde insan hakları sorununu ele aldığı Simurg’da, geride bıraktığımız sürecin karanlıkta kalmış yanlarını da gözler önüne seriyor.

Simurg’un hazırlıklarına 2000 yılı Kasım ayında ölüm orucu devam ederken başlanmış. Film oyuncularının ilk görüntüleri 2000 yılında çekiliyor. 2010’a gelindiğinde yönetmen aynı oyuncuların 10 yıl sonraki görüntülerini çekiyor. Tabii bu on yılda filmin altı oyuncusunun üçü Türkiye’de kalırken üçü yurtdışına çıkıyor. Filmin bir kısmı da Fransa, İsviçre ve Almanya’da çekiliyor.

Film ekibiyle söyleşi

24 Eylül günü İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi’nde film ekibiyle bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye katılanlar arasında 96 süresiz açlık grevi ve ölüm orucunda yer alanlar ve dışarıda tabutluklara karşı mücadele etmiş tutsak anası kadınlar da yer aldı.

Kısa bir açılış konuşmasının ardından yönetmen Ruhi Karadağ ve filmi izleyenler ve filme gelemeyenlerle söyleşi devam etti. Söyleşide filmin bazı yönlerine getirilen eleştirilere rağmen filmin genel olarak beğenildiği dile getirildi. Söyleşiye katılan Lutfiye Aydın 1996 süresiz açlık grevi direnişçilerinin ölüm orucu direnişçileri olarak gösterilmesinin doğru bir tutum olmadığını dile getirdi. ’96 süresiz açlık grevi boyunca dışarıda mücadele verenlerder Rabia Çamlı da filmde tutsak analarının ve eylem görüntülerinin yetersiz olduğunu dile getirdi.
Yaklaşık bir buçuk saat süren söyleşi, Wernicke-Korsakofflular ve eski mahpuslarla dayanışma ağı girişimcilerinden Özlem Yıldırım tarafından yapılan “Sosyal Merkez nasıl kurulmalı” çalıştayı sunumu ile devam etti.

İlgiyle karşılanan söyleşi yapılan ikramlarla sona erdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*